Doç.Dr.Ömer AYDEMİR'in "Panik Bozukluğu"
isimli kitabından özetlenerek aktarılmıştır. Panik bozukluğu yaygın olarak görülen ve ciddi yeti yitimine neden olan
bir psikiyatrik bozukluktur. Temel özelliği panik ataklarıyla seyretmesidir.
Görülme Sıklığı Epidemiyolojik açıdan anksiyete bozuklukları tek tek ele alındığında panik ataklarının toplumda yaşam boyu yaygınlığı % 3-5.6 , panik bozukluğunun ise % 1.5-3.8 olarak bildirilmektedir. Son 10 yılda yapılan epidemiyolojik çalışmalarda yaşam boyu yaygınlığı % 2-3, bir yıllık yaygınlığı ise % 1-2 düzeyinde saptanmıştır. Panik bozukluğu ölçülerini karşılamayan eşik-altı panik bozukluğu, sınırlı belirtileri olan panik atakları, ya da panik bozukluğu olmaksızın agorafobi dikkate alındığında bu oran % 3-5 civarında olmaktadır. Genel toplumda yaşayanların % 10'u yaşamlarında en az bir kez panik atağı yaşamaktadır. Kadınlar erkeklere göre panik bozukluğu görülme sıklığı 3-4 kat daha fazladır. Panik bozukluğu genellikle, ayrılık ya da boşanma gibi ruhsal travmayı izleyerek ortaya çıkmaktadır. Başlangıç yaşı ortalama olarak 25 dolayındadır, ancak 20-40 yaş arasında herhangi bir dönemde çıkabilir. Klinik Görünüm Klinik başvuruda panik bozukluğun şiddeti hastadan hastaya çok değişiklik
gösterir. Panik Bozukluğu üç bileşenden oluşur: panik atakları, agorafobi
ve beklenti anksiyetesi. Psikatriye başvuran panik hastalarının % 70-90'ında
panik duyumları ile ilişkili fobik kaçınma ve % 30-50'sinde ise agorafobi
saptanmaktadır. Tanı Her panik atağı yaşayan panik bozukluğu tanısı almaz. Bu nedenle panik ataklarına eşlik eden ve yukarıda sözü edilen belirtiler de sorgulanarak araştırılmalıdır. Bazı hastalarda ataklar ayda 1-2 kez, bazılarında ise günde 3-4 kez görülebilir. Yine, yılın belli dönemlerinde yatışma, ancak diğer dönemlerde şiddetlenme söz konusu olabilir. Panik atakları özellikle ilkbahar ve yaz aylarında daha sık ortaya çıkmaktadır. Agorafobi bulunan hastalarda mutlaka panik bozukluğu sorgulanmalıdır çünkü, agorafobi bulunan hastaların % 95'inde panik bozukluğu eşlik etmektedir. Prognoz Panik bozukluğu genelde süreğen bir bozukluktur; ancak uzun dönem izlemede hastaların % 30-40'ında belirtilerde tam düzelme, % 50'sinde günlük yaşamı etkilemeyecek kadar belirti ve % 10-20'sinde ise aynı belirtilerin sürmesi gözlenmektedir. Panik ataklar ise zaman zaman azalmakta, zaman zaman ise artmaktadır. Unutulmaması gereken, hastalık yatıştıktan çok uzun yıllar sonra bile, ataklar yineleme eğilimi gösterebilir. İlaç Tedavisi Hastalar ile ilk karşılaşıldığında trisiklik ya da seçici serotonin gerialım
inhibitörü antidepresanlardan biri yan etkileri göz önünde bulundurularak
başlanır ve yanında benzodiazepin başlanıp başlanmayacağına klinik tablonun
şiddetine göre karar verilir. Eğer alprazolam başlanacaksa, düşük dozda
başlanıp, günlük 4-6 mg'a kadar çıkılabilir ancak yarar sağladığı dozda
durulur. Bu arada eklenen davranışçı yöntemler yararlıdır. 6-8 hafta arasında
benzodiazepindozu azaltılarak kesilir. Antidepresan dozu da yavaş yavaş
artırılarak etkin doza ulaşılır. Genellikle depresyonda kullanılan dozun
altındadır. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar panik bozukluğunda
da yüksek dozlara gereksinim olduğunu göstermektedir. Yine panik bozukluğunun
yineleme riskinin hep yüksek seyretmesi nedeniyle, ilaç kullanım süreleri
de giderek uzamaktadır. Trisiklik ya da tetrasiklik antidepresanlar çok fazla yan etki göstermeleri
nedeniyle neredeyse hiç kullanılmamaktadır. İlaç tedavisi olarak ilk sırada
seçilen çoğu kez SSRI grubu ilaçlarıdır. Bu ilaçların hepsi bu alanda
etkinliklerini kanıtlamış ilaçlardır. Ancak bunlar içinde etki farklılıkları
olabileceğinden dikkatli olmak gerekir. Serotonerjik nörotransmisyonu
artıran ilaçlar, tedavinin başlangıcında terapötik dozlarda verildiklerinde
bile bazen anksiyeteye, irritabiliteye ya da uykusuzluğa yol açabilir.
Bu durumu engellemek için SSRI'lar düşük dozlarda başlanmalı ve yavaş
doz artışına gidilmelidir. Etkin doz aralığı oldukça geniş olup, hastadan
hastaya farklılık göstermektedir. İlaçla hastada düzelme sağlandıktan
sonra, ilaç tedavisini sürdürdükçe panik bozukluğu remisyonda kalmaktadır.
Yineleme riskini olabildiğince azaltmak için tam remiyon sağlandıktan
sonra 12-18 ay süreyle ilaç tedavisini sürdürmekte yarar vardır. İlaç
tedavisini sonlandırırken de, bu hastaların duyarlı yapıları ve evhamlı
olmaları göz önünde bulundurularak yavaşça doz artırılarak kesilmelidir.İlaç
tedavisi kesildikten sonra da birkaç görüşme yapılmalıdır. |